Çocuğunuzun Yerine Karar Vermeyin

Aile, çocuğun yaşamının ilk yıllarında ilişkilerinin en güçlü ve yoğun olduğu kişilerdir. Bu nedenle ailenin çocuklar üzerindeki etkisi çok fazladır. Çocukların karakterlerinde, tutum ve davranışlarında büyük ölçüde etki eden, hatta bunları biçimlendiren ailelerdir. Bu nedenle ailelerin çocuklara karşı olan tutumları da çok önemlidir.

Çocukların Karakterlerini Aile Oluşturuyor

Anne babanın deneyimi, tutumları, disiplin anlayışları, davranışları çocukların toplumsal, ruhsal ve duygusal gelişimlerinde önemli bir rol oynar. Çocukların vicdan ve ahlak gelişimini, uyumlu uyumsuz, çekingen-dışadönük, bağımlı-özerk gibi kişilik yapılarının oluşmasını büyük ölçüde ailenin tutumu etkiler.

Çocuğunuza Aşırı Koruyucu Davranmamalısınız

Bazı anne babalar çocuğa aşırı koruyucu davranarak gereğinden fazla özen gösterip, onu denetim altında tutmak isterler. Çocuğa sorumluluk vermek yerine onun ihtiyaçlarını karşılamak için okul çantasını hazırlarlar.  Çocuk kendi yiyebilecek yaşta iken bile anne yemeği yedirir veya giydirir. Gereğinden fazla yemek yedirir, üşütür diye fazlaca giydirir. Başına kötü şeyler gelir diye tek başına koşmasına, düşmesine, gözden uzaklaşmasına ve bir şeyler yapmasına izin vermez. Çocuk başkaları ile iletişime girdiğinde de sürekli müdahale eder ve onun yerine kararlar verir.

Böyle bir tutum karşısında ise çocuk aşırı bağımlı, ürkek, çekingen, tek başına bir şey yapamayan, kendine güvenmeyen bir birey haline gelir. Çocuğun kişilik ve sorumluluk duygusunun gelişmesi engellenir. İnatçı, istediğini tutturan, mantıksız kavgalar çıkaran, çabuk mutsuz olan bir çocuk ve ileride benzer niteliklere sahip bir yetişkin olur. Çevresindeki insanlarla iletişim kurmakta güçlük çeker. Çocuk ileri ki yaşamında karar almakta ve uygulamakta zorluk çekeceği gibi yaşama karşı içinde bir korku oluşturur.

Otoriter Davranmak Özgüvensiz Çocuk Yetiştirmeye Neden Oluyor

Bazı anne babalar ise otoriter davranırlar. İtaat etmeye, otoriteye saygı göstermeye, çalışmaya ve geleneksel değerlerin korunmasına aşırı derecede önem verirler. Onlar için çocuklarının kişilik özellikleri, ilgi ve gereksinimleri önemli değildir. Çocuğuna söz hakkı tanımazlar. Kararları büyükler verirler. Katı bir disiplin anlayışları vardır. Çocuğuna açıklanmadan kurallar koyup, kurallara kesinlikle uymasını isterler ve bu konuda ebeveynler asla tartışma kabul etmezler. Çocukları otoriteye karşı geldiği zaman onları cezalandırırlar, eleştirirler ve aşağılarlar.

Otoriter disiplinle yetişen bir çocuğun duygusal anlamda ailesinden şu mesajları alır:

  • “Ailemin izni olmadan benim bir şeyle ilgilenmem, araştırma yapmam istenmiyor. Demek ki benim bir şeye ilgi duymam, incelemem, ondan zevk almam önemli değil. Önemli olan ailemin istediğini yerine getirmem. Anne babam, isteğini yerine getirdiğim sürece beni severler; eğer kendi istediğim şeyleri yaparsam, beni sevmez.
  • Benim babam çok kuvvetli ve çok bilgili. Babamın istediğinden farklı bir şey yapmaya kalkmam hata; demek ki ben hata yapma eğilimi olan, kötü bir çocuğum.’’

Bu disiplinle büyüyen çocuğun kendine güven duygusu oluşmaz. Hayatları boyunca pasif ve edilgen bir kişilik sergilerler. Arkadaş gruplarında lider olamazlar ve olmak da istemezler. Bir liderin denetiminde daha mutlu olurlar. Hata yapanlar mutlaka cezalandırılmalıdır görüşünü benimserler. Okul yaşamlarında da fazla başarılı olamazlar. Karar verme becerileri gelişmediği için kriz durumlarıyla mücadelede yetersizdirler. Başkalarının aldığı kararları uygulamayı tercih ederler. Bir otoritenin olmadığı ortamlarda kendilerini boşlukta hissederler ve bir otorite bulma arayışı içine girerler. Bu durumda kendilerinin buldukları otorite, her zaman olumlu kişi yada kişiler olmayabilir.

İlknur Güven

Çocuk Gelişim Uzmanı