Hepimiz Ömer Seyfettin’in Kaşağı öyküsündeki kuşpalazı (difteri) vakasını ve yol açtığı olumsuzlukları biliriz. Difteri bir zamanlar, çocukluk çağının önde gelen hastalık ve ölüm nedenlerindendi. Örneğin, 1920’li yıllarda ABD’de difteriye yakalandığı bilinen yaklaşık 150 bin kişiden 15 bini ölmüştü. Difteri kelimesi, günümüz anne-babalarının da kalbine korku salar. Ama artık korkmaya gerek yok! Çünkü her yıl difteriye yakalanan insanların sayısı son derece az… Bu son derece olumlu gelişmeyi, çocuklarını difteriye karşı aşılattıran anne-babalarımıza ve büyük anne-büyük babalarımıza borçluyuz.  

Difteriye neden olan bakteri, enfekte insanların ağızlarında, boğazlarında ve burunlarında yaşar. Bakteri, öksürme ve hapşırma yoluyla diğer insanlara kolayca bulaşır. Bazı difteri hastaları hasta gibi görünmeyebilir ama hastalığı bu durumda bile yaymaya devam ederler. Bakteri vücuda yerleştikten 2-4 gün sonra çocukta boğaz ağrısı, hafif ateş ve titreme ortaya çıkabilir. Eğer difteri gereken şekilde teşhis ve tedavi edilmezse bakteri, vücutta yayılarak kalp yetersizliği ya da felç gibi ciddi durumlara yol açabilen, güçlü bir zehir yapabilir. Çocuğun yutmasını, hatta soluk alıp vermesini zorlaştırır.

Difteriye yakalanan her 10 kişiden biri ölür. Difteri aşısı çocukları, hastalığa karşı bağışıklık oluşturarak korur. Geçmişten günümüze aşılanan insan sayısı arttıkça, difteri vakalarının sayısının azalması ve günümüzde ülkemizde bildirilen hiç bir vaka olmaması difteri aşısının başarılı bir sonucudur.

 2946